Bazen namlunun ucunda sonlanır yaşam. Namlunun arkasında da başka biri vardır. Her ne kadar tasvip ve takdir edilecek bir tarafı olmasa da, bir tetikçi olsaydınız nasıl olurdunuz?Öğrenek için...
Öz evlat annesinin karnında büyür, evlatlık çocuk ise kalbinde... Yani, ola ki sizden gizlemişlerse, daha doğrusu, nicedir zihninizi kemiren şüpheler birer kuruntu olmanın ötesine geçecek gibiyse eğer, belki bunda o kadar da üzülecek bir şey yoktur. Evlatlık olmakla olmamak arasındaki tek fark bu küçücük bilginin eksikliği olsun, bırakın öyle kalsın. Belki biz, bu eksikliğin giderilmesine yardımcı olabiliriz.
“Hayır, bilmek istemiyorum” diyorsanız ısrar yok tabi. Bizimkisi hızını almış paranoyalara birazcık daha gaz vermekten ibaret. Hadi kolay gelsin.
“Hayır, bilmek istemiyorum” diyorsanız ısrar yok tabi. Bizimkisi hızını almış paranoyalara birazcık daha gaz vermekten ibaret. Hadi kolay gelsin.
Tekerleğin bulunmasından beridir arabalar hep insanlarla birlikteydi. Önce bir hayvandan gücünü alan arabalar, sonrasında motoruna da kavuştu. Zamanla insanı lüks ve konfora kavuşturdu. Durum öyle bir hale geldi ki, arabası olan kişi arabasına bir çocuğa bakar gibi oldu.
Her arabayı kullanmanın zevki nasıl aynı değil, herkesin araba seçimi de farklıdır. Sahibi, arabasıyla arasında bir benzerlik kurmak veya bulmak ister. Öyleyse hangi arabanın karakteristiğe size benziyor? Bir araba olsaydınız hangisi olurdunuz?
Her arabayı kullanmanın zevki nasıl aynı değil, herkesin araba seçimi de farklıdır. Sahibi, arabasıyla arasında bir benzerlik kurmak veya bulmak ister. Öyleyse hangi arabanın karakteristiğe size benziyor? Bir araba olsaydınız hangisi olurdunuz?
Futbolu seven herkesin içinde bir futbolcu yatar. En azından bu spora gönül veren herkes, futbolcu olmayı ister. Peki ya sizin içinizdeki futbolcu kim? Maldonado mu yoksa Messi mi? Can Arat mı, Ronaldinho mu? Ya da Semih Şentürk'e ne demeli? Bu testi yapın ve öğrenin...
Hepimizin içinde bir miktar var. Ne de olsa çiçekten çiçeğe konmadan bal yapılmıyor. Ama acaba konduğumuz çiçeklere zarar veriyor muyuz? Kalp kırmadan, ah almadan çekilip gidebiliyor muyuz bir zamanlar peşinden koştuğumuz insanların gönül hanelerinden? Yani mesele çapkın olup olmamak değil, çapkınlığı doğru dürüst becerebilmek... Şimdi cevaplayın soruları, okuyun sonuçları, görün bakalım nasıl bir çapkınmışsınız...
Bu test yalnızca Harry Potter tutkunları içindir. Aksi halde acımasız sonuçlarla karşılaşmayı göze alın.
Eğer Harry Potter'ı su gibi bildiğinizi iddia ediyorsanız, bu testi yapın. Görelim bilginiz ne kadarmış...
Eğer Harry Potter'ı su gibi bildiğinizi iddia ediyorsanız, bu testi yapın. Görelim bilginiz ne kadarmış...
Şıklık, dolayısıyla yakışık-lı-lık hakkındaki, neredeyse en enterasan tanım, üç aşağı beş yukarı şöyleydi: "Özü yansıtan form." Jönlerin ve bebek yüzlü mankenlerin açık verdiği yerdir bu. Zira öz, eğer görünür kılınılabilirse, zaten güzeldir. Zaten şıktır. İş ki, bedenimizi onun, bir tek onun yoğurup şekillendirmesine imkan tanımış olalım.
Bu ilke ve inkilaplar dahilinde biz de sizi sıkı bir şıklık testinden geçirelim istedik. Soruları çözdükten sonra aynaya bakmadan dışarıya çıkıp dolaşın. Tahminimiz doğru muymuş anlayın. Var mısınız?
Bu ilke ve inkilaplar dahilinde biz de sizi sıkı bir şıklık testinden geçirelim istedik. Soruları çözdükten sonra aynaya bakmadan dışarıya çıkıp dolaşın. Tahminimiz doğru muymuş anlayın. Var mısınız?
Bu test ile içinizdekileri kolayca anlatabiliyor musunuz yoksa kendinize mi saklıyorsunuz bunu göreceğiz. Ama soruları çözerken saklanmamanız ve saklamamanız şartıyla..
Kalecilik apayrı bir yetenek, bambaşka bir dünyadır. Golcü için topun ağlara gitmesi nasıl şahaneyse, gitmemesi de öyle şahanedir bir kaleci için. Peki ya siz nasılsınız? Kaleciler kalecisi Lev Yahsin kadar iyi misiniz mesela? Yoksa Buffon gibi misiniz? Veya Rüştü? Ya Petr Cech'e ne demeli? Buyrun, öğrenelim...
Felsefe yapmayın arkadaşlar! Felsefe akıllara zarar, huzurları kaçıran, düşünceleri bulandıran bir şeydir. Hatta ne olduğu belli bile değildir. Bir sürü düşüncenin yığıntısı! Ahlak neymiş, öz neymiş, insanın duruşu nedenmiş, bu dünya neye alametmiş gibi gibi gibi… İşimiz gücümüz var, böyle anlamsız konuşmalarla değil kaybedecek bir saat, bir saniyemiz bile yok. Hem maazallah bir farkındalık gelir size de, anlamlı olur bir şeyler ve anlamını yitirir anlamlı olduğu inandırılan diğer şeyler. Sonra isyan falan da edersiniz siz. “Ben öyle düşünmüyorum” gibi cümleler kurarsınız ki, sorarlar adama, “Bu ne cürret!” diye!
Üst paragrafta okuduklarınız, belki sessizce kimse zaman da yüzsüzce kulaklarımıza çalınan şeylerden ufak bir kısmı sayılabilir. “Hadi ordan felsefe yapma” diyen zihniyete karşı, zaten felsefe bile yapılmaz. O yüzden, siz rahat olun, hiç kafaya takmadan testimize buyrun.
Üst paragrafta okuduklarınız, belki sessizce kimse zaman da yüzsüzce kulaklarımıza çalınan şeylerden ufak bir kısmı sayılabilir. “Hadi ordan felsefe yapma” diyen zihniyete karşı, zaten felsefe bile yapılmaz. O yüzden, siz rahat olun, hiç kafaya takmadan testimize buyrun.





