Aslına bakarsanız her iki kelimenin de kökeninde “özgürlük” bulunuyor. Ama aralarındaki ilişki son yıllarda epeyce karmaşık bir hal almış durumda. İlki eskisi yenisi, bütün formlarıyla ve ziyadesiyle meydanda… İkincisinin durumu ise biraz tuhaf. Duruma göre ilkinin tamamlayıcısı da olabiliyor, karşıtı da… Dünyaya ne oldu da bu iki kardeş kelime birbirine düşman oldu diye sormayın. Cevabını bilseydik, bu testi hazırlamak yerine devrim yapardık… Gelelim sadede: “Liberalizm” son zamanlarda daha çok ekonomik özgürlükleri önceleyen siyaset biçimleri tarafından işgal edilirken, liberterizm ise yaşamın geriye kalan bütün alanlarındaki özgürlük fikrinin vazgeçilmezliğine vurgu yapıyor. İkisinin birbirlerine olan husumetleri ise “parayla saadet olur mu” şeklinde ifade edilebilecek o kadim soruya verdikleri farklı cevaplardan kaynaklanıyor. Liberaller ekonomik özgürlüklerin kimi zaman yaşama özgürlüğü başta olmak üzere tüm özgürlükleri bertaraf edebileceği tehlikesini görmezden gelirken, liberterler medeniyeti finansal bağımlılıktan kurtarmanın yollarını arıyorlar. Dolayısıyla liberal misiniz, liberter mi sorusu “Özgürlüğün değerini nasıl ölçersiniz?” şeklinde de formüle edilir. Nasıl ama, son zamanlarda en çok çalıştığınız dersi bulup çıkarmayı gene becermedik mi?
Hürmüz’ün hikâyesinden asıl bir şeyler öğrenmesi gerekenler erkekler. Ruhlarındaki horoza kış deyip, Hürmüz’ün zekâsının işleme biçimine azıcık konsantre olabilirlerse, nerede hata yaptıklarını rahatlıkla anlayabilirler. Evvela kadın zekâsını ve kurnazlık kapasitesini küçümsememeyi, ayrıca ava gidenin eninde sonunda avlanacağını akılda tutmaları gerektiğini bilecekler mesela. Çapkınlığın her yiğidin harcı olmadığını, bir kadın çapkınlık yapmaya karar verdiğinde horozun eşi tavuk gibi değil, daha çok bir dişi kartal gibi avına keskin gözleri ve yumuşacık pençeleriyle atlayacağını da görecekler. Görecekler de ne olacak? Akıllarında tutabilecekler mi? Hemen bir tüyo: Kadınlar hafızası kuvvetli, kendisinin ve kadınının farkında erkekleri gönüllerine, geriye kalanları eğlencelerine misafir ediyorlar. Buyurun teste de görün bakalım siz Hürmüz’ün hangi kocası olabilirdiniz? Umudumuz yok ama belki şeklinizi şemailinizi öğrenince kendinize bir çeki düzen de verirsiniz?
Hürmüz, Farsça’da Jüpiter demek. Jüpiter ise erkek bir gezegen gibi duruyor. Antik Roma mitolojisinde Zeus’un karşılığı... Öte yandan Zerdüştlük’te iyiliğin timsali. Aynı zamanda dünyanın on katı büyüklüğündeki cüssesiyle o kayarken dilek tuttuğumuz yıldızların bize gün aşırı cehennem yaşatmamasını sağlayan fedakâr gezegen. Bir de bunun yedi kocalısı var ki, bu Hürmüz’ü diğerinden daha iyi tanıyoruz. Kadınlarımızın içinde, erkeklerimizin bazen tatlı rüyalarında, bazen kara kâbuslarında karşılaşıyoruz kendisiyle. Bilen bilir, Hürmüz olmak zor zanaat… Zira erkek denilen kendini bilmezleri idare etmek hiç kolay değil. Gene de binlerce yıllık tecrübe sonucunda her kadının kendine göre kullanmakta uzmanlaştığı çeşitli araçları var. Kimisi açık, kimisi kapalı tehditler ve vaatlerle işleyen bu araçlar, iflah olmaz, yola gelmezmiş gibi görünen milyonlarca erkeği sevgili, koca ve baba yapmayı başardılar bugüne kadar. İnsanla birlikte o araçlar da evrimleşti. Erkekler bu araçların kimisine karşı bağışıklık kazandı. Ama mücadele sona ermiş değil. Bu test Hürmüzlük mesleğinin hangi alanında uzmanlaştığınızı anlamanızı sağlayacak. Hürmüz aşkına test başına diyor, içinizdeki Hürmüz’e saadetler diliyoruz…
Cinsellik içinde sevgililik kadar; karşılıklı geçmişleri, gelecek düşlerini, bugüne dair beklentileri de barındırır. Karmaşık bir şeydir yani. O yüzden kimimizi korkutur, kimimiz için vazgeçilmezdir. Bir yandan da fiziksel bir zorunluluktur. Güzeldir, eğlencelidir, derinliklidir... Amacımız cinselliğin sayılmakla bitmez nimetlerini devşirirken nasıl bir kişiliğe büründüğünüzü keşfetmek… Uyarması bizden, testimiz tahrik edici olabilir...
Felsefe yapmayın arkadaşlar! Felsefe akıllara zarar, huzurları kaçıran, düşünceleri bulandıran bir şeydir. Hatta ne olduğu belli bile değildir. Bir sürü düşüncenin yığıntısı! Ahlak neymiş, öz neymiş, insanın duruşu nedenmiş, bu dünya neye alametmiş gibi gibi gibi… İşimiz gücümüz var, böyle anlamsız konuşmalarla değil kaybedecek bir saat, bir saniyemiz bile yok. Hem maazallah bir farkındalık gelir size de, anlamlı olur bir şeyler ve anlamını yitirir anlamlı olduğu inandırılan diğer şeyler. Sonra isyan falan da edersiniz siz. “Ben öyle düşünmüyorum” gibi cümleler kurarsınız ki, sorarlar adama, “Bu ne cürret!” diye!
Üst paragrafta okuduklarınız, belki sessizce kimse zaman da yüzsüzce kulaklarımıza çalınan şeylerden ufak bir kısmı sayılabilir. “Hadi ordan felsefe yapma” diyen zihniyete karşı, zaten felsefe bile yapılmaz. O yüzden, siz rahat olun, hiç kafaya takmadan testimize buyrun.
Üst paragrafta okuduklarınız, belki sessizce kimse zaman da yüzsüzce kulaklarımıza çalınan şeylerden ufak bir kısmı sayılabilir. “Hadi ordan felsefe yapma” diyen zihniyete karşı, zaten felsefe bile yapılmaz. O yüzden, siz rahat olun, hiç kafaya takmadan testimize buyrun.
Ölüm, yazık ki, bu testin de gösterdiği gibi, başkaları üzerinden tecrübe edilebilen bir şey. Ölüme dair kişisel deneyimlerde bulunmak, bilgi biriktirip aktarmak maalesef fanilere yasak. O yüzden bu test size beklenmedik sırlar fısıldamaz. Buna rağmen, bu test, bu sayfalarda yayınlanmış ve yayınlanacak bütün testler içinde, iddialı olmak bakımından tahminlerinin en fazla arkasında duran testtir. Söylediklerinin harfiyen gerçekleşeceğinden zerre kadar şüphe duymamaktadır. Baktınız olmadı. Test yanılmış. Gelin hesap sorun. Yanlış duymadınız: Testin tahmin ettiği şekilde ölmedim diyen herkese canını iade ediyoruz. Yirmi dört saat açığız. Şimdi buyurmaz mısınız, sizin için ölümlerden ölüm beğendik.
Katiller, seri ve paralel olmak üzere iki şekilde bağlanmaz aslında. Ama başka başka adlar altında bir kaç kategoriye ayrılabilir, ayrılmalıdır. Alanın zengin literatüründen damıtılarak elde edilen sınıflandırmalar, seri katillik için üç cesedi “taban vukuat” kabul ediyor. Tek başına bu da yeterli değil, seri katil dediğin cinayet estetiğinden haberdar olacak, seriliğinin yanısıra zeki, çevik ve iyi ahlaklı olacak. Elbette... Bu alanda yürütülen araştırmalar, seri katil sıfatına hak kazanmış şahsiyetlerin toplumsal kurallara sıkı sıkıya bağlı, muhafazakar hatta dindar kişilikler olduğunu da ortaya çıkarmış.
Derler ki, kişi içine doğduğu koşulların ürünüdür. Siz, elbette bir seri katil değilsiniz. Bundan sonra olacağınız da şüpheli. Ama diyelim, en uygun koşulların içine doğsaydınız, bıçak lazımken bıçak, kurban lazımken kurban sıkıntısı çekmeseydiniz, sizin kaderiniz nice olurdu? Aşağıdaki test, bu soruyu sormanın bir adım ötesine geçip kişiliğinizin gölgede kalmış kısımlarına göz gezdirme amaçlı hazırlandı. Buyurun, dilediğinizce işinizi görün, ortalığı temizlemek bize kalsın.
Derler ki, kişi içine doğduğu koşulların ürünüdür. Siz, elbette bir seri katil değilsiniz. Bundan sonra olacağınız da şüpheli. Ama diyelim, en uygun koşulların içine doğsaydınız, bıçak lazımken bıçak, kurban lazımken kurban sıkıntısı çekmeseydiniz, sizin kaderiniz nice olurdu? Aşağıdaki test, bu soruyu sormanın bir adım ötesine geçip kişiliğinizin gölgede kalmış kısımlarına göz gezdirme amaçlı hazırlandı. Buyurun, dilediğinizce işinizi görün, ortalığı temizlemek bize kalsın.
Malum son günlerin favori sloganı "Ya sev ya terk et". Bu lafı bu kadar sık ağzına alanların gayet iyi bildikleri bir şey olsa gerek diye düşündük, düşündük… En nihayetinde bulduk. Damarlarımızdaki asil fetih ruhuna güvendiklerinden "beğenmiyorsanız gidin" diyiveriyorlar bu kadar kolayca dedik ve soralım istedik: Bakalım sevmeyip terk edenler, hangi memleketi fethedip, başına bela -pardon bela olur mu- reis-i vükela (bir nevi başbakan, devlet reisi, bakanlar kurulu başkanı her neyse işte) olurmuş? Dikkat: Adı üstünde rahatsız bir test çözüyorsunuz. Sonuçları okurken içinizde belirecek öfkeyi "ya sev ya terk et" diyenlere yöneltiniz, tabii meşru yollarla...
Bugüne kadar “baba” dediğiniz adam babanız olmasaydı... Ya olmasaydı?
Size uygun düşecek baba kim oldurdu , hiç düşündünüz mü? Biyolojik babanızı değil, ruhunuza yaraşan biricik babayı açıklıyoruz şimdi. En hakiki babanızı...
Sıkı durun...
Size uygun düşecek baba kim oldurdu , hiç düşündünüz mü? Biyolojik babanızı değil, ruhunuza yaraşan biricik babayı açıklıyoruz şimdi. En hakiki babanızı...
Sıkı durun...
Dünya kristal bir küre gibi tuzla buz olmak üzere. Yetişip işleri yoluna koymanız için de çok az süre var. Elbette yetişiyorsunuz ve dünyayı kurtarıyorsunuz. Hepimiz derin bir soluk alıyoruz bu sayede. Peki niye yaptınız bunu? Çünkü siz “Dünyayı kurtaran adam”sınız. Kılıç nasıl kesmekten, kalem nasıl yazmaktan başka bir şey bilmezse sizin en iyi bildiğiniz iş de dünyayı kurtarmak. Kendinizi engelleyemiyorsunuz ve durmadan aynı şeyi yapıyorsunuz. İstemek veya istememekle ilgili değil yani. Başka türlüsü mümkün olmayan bir şey. Pekala, tarafınızdan kurtarılmış bir dünya, acaba neye benzerdi? Bir lunaparka mı, iyilikle kötülüğün her fırsatta silah yarıştırdığı bir muharebe meydanına mı? Bunu biraz da, sorular için belirlediğimiz şıklardan hangilerini tercih ettiğinize bakarak anlayacağız. Buyrun.



